İstanbul'daki en sevdiğim lahmacunu yapan yer ile tanıştırmak istiyorum sizi.
Mudavimi olduğum bu Antep usulü lahmacunun bildiğimiz lahmacundan farkı iç harcına sarımsak katılması. Sadece bu değil tabii. Ben kıymasının çok ağır olmamasını da seviyorum. Ayrıca İstanbul'da pek görmeye alışık olmadığımız ama Antep'te ve Anadolu'da olmazsa olmaz bu arkadaşlar var Antebi'de ki oldukça lezzetli!
Tüm malzemeler Antep'ten geliyor. Çorbanın tadı kullandıkları salçadan dolayı oldukça farklı ve lezzetli.
Adana Kebap çok lezzetliydi.
Ve tabii ki mutlu son
Havuç diliminin fotoğrafını az daha çekemiyordum son anda aklıma geldi. İmam Çağdaş'daki baklavadan hiçbir farkı yoktu.
Güler yüzlü bu garson abimiz yıllardan beri burada ve servis harika!
Bu soğukların başlamasından hemen önceki o güzel hafta sonunda Marmaray'ı kullanarak Tarihi Yarımada turu yapalım dedik. Marmaray'dan önce oralara gitmek eziyetti, hele ki hafta sonu! Gitmek bir dert, park yeri bulmak, trafikte geri dönmek bir dertti. Deniz yolunu seçsek Kadıköy'ün karmaşasına girmek gerekiyordu. Marmarayla kişi başı 5 TL'ye gidip geldik, hem de yarım saatte vardık.
Soğukçeşme sokağından Topkapı sarayının önüne çıktık.
Geldik Sultan Ahmet meydanına..
Ben burayı çok seviyorum, okuduğum kitaplardaki hikayeler birbirine karışıyor, kendimi bir Bizans'ta bir Osmanlı'da hissediyorum.
Burada fazla vakit geçirmeden Kapalı Çarşı'ya doğru devam ettik, ara sokaklardan Beyazıd'a geldik.
Gülhane Parkı, Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Sultan Ahmet Camii, Süleymaniye Camii daha sonraki seferlerde gelmek için ertelendi. Neticede keşif turundaydık, Marmaray'ın kolaylık sağlayıp sağlamadığına bakmak için yola çıkmıştık. Hepsine daha önceden gittik ve şahsen ben hepsinin farklı güzellikte olduğunu ve defalarca gidileceğini düşünüyorum.
Ayasofya
Kapalı çarşı bana her zaman güzel ama kalabalık gelmiştir. Hafta sonu olması nedeniyle yine öyleydi. Biraz vakit geçirdikten sonra Mahputpaşa'dan Mısır Çarşısına doğru yola koyulduk. Tahtakale'de daha önce hep duyduğum ama hiç denk gelmediğim çeşit çeşit malzeme satan dükkanları dolaştık. Doğum günü düzenlemek isteyen biri için burası bir cennet, çok fazla seçenek var. Bunu da aklımıza not ettik. Mısır çarşısından kuru yemiş alma gafletinde bulunduk. Yanılmıyorsam cevizin kilosu 100 küsur TL idi.. Çarşının çıkışında solda bir kuyruk gördük bir baktık ki kuru yemişçi. Tabii çarşıdaki kiralar olmadığı için gayet uygun fiyatlı kuru yemiş bulunuyor, buradan da aldık tabii kaçar mı ;)
Eminönü'ne gelip de balık ekmek yenmeden gitmek olmaz dedik ve köprüye yöneldik. Galata'da bu manzara eşliğinde nefis bir balık ekmek keyfi yaptık.
Bira 8, balık ekmek 5 TL ile gayet uygun fiyatlı bir restorandı. Teknelerden de yiyebilirsiniz tabii ama biraz kalabalık ve taburelerde oturmak zor olabiliyor.
Sonrasında da geldiğimiz gibi kolayca Marmaray'la döndük. Marmaray'ın indiğimiz durağı uzakta kaldığı için Eski Sirkeci tren istasyonundaki girişinden girdik. Böyle kısa ama keyifli bir turu en kısa sürede yine yapmaya karar verdik.
Sur Ocakbaşı'yı Vedat Milör'dan duymuştuk ve hep aklımızın bir kenarındaydı.
Fatih bize çok ters olduğu için yaklaşık 2 sene hiç gidemedik. Keşke gitseymişiz! İstanbul'da yediğim en en en lezzetli kebaptı.
İç yağı hiç sevmem, ağır yiyeceklerle aram hiç yoktur. Burada da ağır bir et bekliyordum açıkçası ama yanıldım. Artık başka yerde kebap yemem dedim, o derece yani. Ama masalara serdikleri kağıtlar beni benden aldı. Böyle bir yaratıcılık hiç gördünüz mü? :)
Not: Dondurmalı irmik tatlısını da mutlaka denemelisiniz!
Adres: İtfaiye Cad.No: 27/1 Fatih / İstanbul
Telefon: 021253380 88 / 02126210724 Web Sitesi
Rumeli Feneri hep aklımızın bir köşesindeydi ama çok uzak olduğunu düşünüyorduk. İstanbul'da her yer uzak her yer yakın aslında. Bazen kısacık mesafelerde ömrümüzü tükettiğimiz için başka bir yer çok yakın gelebiliyor. Bizim için de böyle oldu, trafiksiz gittiğimiz için çabucak vardık. Koç Üniversitesi'nin önünden geçtik. Sarıyer'den Koç Üniversitesini takip edip kolayca yolu bulabilirsiniz. Şimdi 3. Köprü için harap edilmekte olan ormanda ilerlerken yolda karşımızdan sahipsiz bir Beagle koşa koşa geliyordu. Durduk hemen peşinden koştum zavallı köpeğin ama yetişemedim. Belli ki ormana bırakmıştı sahipleri. Sonradan öğrendim ki bu ormanlar köpeklerini sokağa atanların mekanıymış, bir sürü köpek hayatta kalmak için yardımseverleri bekliyormuş. O zavallı köpeğe ne olduğu hep aklımda ve çok üzülüyorum.
Bu olaydan sonra Garipçe'ye de uğrayalım dedik. O ne kadar küçük bir köy! Ne kadar fazla insan vardı inanamadım. Anadolu Feneri planı yaparsanız belki kahvaltıyı burada yapmak isteyebilirsiniz zira Garipçe kahvaltısıyla meşhur olmuş durumda. Köyün içinde ciddi bir park sorunu var, biraz yürüseniz bence daha iyi olabilir. Biz kahvaltı etmedik, hatıra olsun diye yükselen köprünün önünde fotoğraf çektirdik sadece. Yola çıktıktan kısa bir süre sonra da Rumeli Feneri ne vardık.
Rumeli Feneri'nin benim için aklımdaki görüntüsü kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde soğuk, dalgalı ve bol rüzgarlı, gitmeye değmeyecek bir yerdi. Bu konuda da yanılmışım!
Eminim ki yılın büyük bir çoğunluğunu böyle geçiriyor ama havayı güzel bulduğunuzda mutlaka gitmelisiniz. İstanbul içinde sessizliği yada sadece dalgaların sesini dinleyebileceğiniz nadir yerlerden biri. Tarihe vermediğimiz önemi de görmek için ideal! O güzelim yer virane olmuş!
Ataşehir köpek barınağı demek daha doğru olur. Allahım bu kadar köpeği bir arada hiç görmemiştim. Belki de 200 tane vardı. Barınağa daha önce de gitmiştim ama nedense aklımda daha farklı, kapalı bir alan olarak kalmış. Sanki zavallı köpekler suların içinde yaşamıyormuş, sıcacık bir yerdelermiş gibi kalmış. Oysa ben sadece tedavi edilen bölümü gezip çıkmışım. :(
Aslında böyle bir yermiş..
Bizi bu arkadaş karşıladı. :)
Barınak ziyareti psikolojik olarak güçlü bir şekilde yapılacak bir şey bence. Çok değişik duygular yaşıyorsun. Çaresizlik, ümit, sevgi, üzüntü, koruma, yalnızlık.. Pek çok duygu dolup taşıyor içine. Yine de oradan ayrılırken küçük de olsa bir şey yapmak mutlu ediyor insanı.
Nasıl da mutlu :)
Neler yapabilirsiniz?
Bireysel olarak yapabilecekleriniz Ataşehir Barınağı için burada var; Kadıköy'ün Köpekleri
Ayrıca size en yakın barınağa evdeki birikmiş gazeteleri bırakmanız, bir paket mama götürmeniz hiç de zor değil. Biz ilk ziyaretimiz için evdeki gazeteleri götürmekle başladık. Gittiğimizde bir gördük ki yalnız değiliz, ellerinden geleni yapmak için bir çok insan gelmiş. Cumartesi günü tam da öğle tatilinde gitmişiz. Sadece gönüllü bir bayan vardı. Çok sertti, soru sormaya korktum ama bir yandan da hak verdim. Kim bilir kaç kişiye laf anlatıyor. Bir yavruyu sahiplendiriyordu biz oradayken, çok sevindik. Keşke herkes barınaktaki yavrucukları alsa evine, hiç petshoplara gitmeseler de bu masumlar sıcak bir yuva bulsa.... Ama işi ticaret olmuş hayvan simsarlarına ceza vermedikten sonra bu iş böyle gidecek.
Sadece köpek yoktu elbet, bu kadar köpeğin içinde cesur 2-3 de kedi vardı. Onlar da neredeyse üzerime atlayacaklardı. Köpeklerin de tek derdi biraz olsun kendini sevdirmekti. Hepsi birbirinden şekerdi ama ben en çok bu ayağı kırık yavruyu sevdim. Hasta ve yavruların olduğu bölümdeydi. Neredeyse dışarı çıkacaktı kendini sevdirmek için. Aklım hala onda :(
Son Not: Sadece köpek gezdirmek için bile gidebilirsiniz. Bahçeden dışarı çıkamıyorsunuz ama bahçe içinde bile gezmeleri köpekleri çok mutlu ediyor. Bunun için yanınızda tasma götürmeniz gerekiyormuş. (Biz bilemedik)
Hey sen, evet sen... Hani kayak yapmayı öğrenecektin? Hani geliştirecektin?
Evet artık vakti geldi ve araştırma yapmana gerek kalmadan ihtiyacın olan tüm bilgiler bende. Hem de taze taze ;)
Bir kere önce ben kayak bilmiyorum, hoca falan tutmakla uğraşamam diye kendi kendine bahaneler üretmeyi bırak. Ben çok kısa, belki de 10 dk ders aldım, sadece nasıl durulacağını gösterdi. Zaten onu çözdün mü gerisi kolay. Videodaki kahramanımızın bu ikinci kez kayakla buluşması...
Ben de ilk başta hatırlamaya çalışıyorum sonra eskisinden de iyi kaymaya başlıyorum.
Bahaneleri bir kenara bıraktık mı?
Tamam şimdi hava durumunu kontrol ediyoruz, kar kalınlığını öğreniyoruz, oteli arıyoruz (Kartepe'nin tek oteli var zaten, Green Park Kartepe) yol durumu nasıl diye. Her şey süper!
Neden Kartepe?
Çünkü çok yakın. Günübirlik gidebileceğin başka bir kayak merkezi yok ey İstanbullu!
Yol:
Yol 1,5 saat sürüyor Maşukiye'ye kadar. Tepeye tırmanış da yarım saat.. Tabi benim gibi Arifiye-Sapanca ayrımını kaçırmazsan.. ;) İstersen kendi aracınla istersen buradaki turlarlaMaşukiye'ye geliyorsun. Buradan sonra tırmanış başlıyor. Yaklaşık 20 km tırmanıyorsun ama yol karla kaplı değil, temizlenmiş. Hava kötüyse eğer yolun hemen başlangıcında zincir satan yerler var. Panik yok! Yolun durumu:
Malzemeler:
Kayak için gerekli her şey Maşukiye'de bulunuyor. Kayak, kıyafet, gözlük, eldiven, kızak bile var... Kayak malzemeleri için Penguen Tepe en popüler yer. Facebook'tan da sürekli bilgi paylaşımı yapıyorlar, telefonla her türlü bilgiyi veriyorlar, son derece dost canlısı insanlar. Penguentepe Facebook SayfasıBiz gittiğimizde çok kalabalıktı, yan tarafındakiKartepe Kayak Kulübübomboştu. Ne gerek var beklemeye dedik her şeyimizi oradan aldık. Burada ikisi de görünüyor.
Kayak 25 TL, kıyafet her parça 10 TL. Yok ben başkasının giydiğini giymem derseniz benim gibi kar kıyafetinizi getireceksiniz. Ama kıyafetiniz de olmasa kayak yapamazsınız diye bir şey yok. Kot pantolon ve kazakla da kayanlar vardı. Nitekim ben de kar montumu evde unuttuğum için günlük montumla kaydım, hiç sorun olmadı. (Eldivene de gerek duymadım.) Kar için ayrı gözlüğe de gerek yok, güneş gözlüğüm gayet rahattı. Otelde ise kayak 40-70 arası kıyafet ise alt-üst 40 TL. Dolap kiralamak istersen 20 TL
Pistler:
Bir kere hafta sonu geliyorsan neredeyse hafta içine göre 2 katı. Başka şansımız yok ne yapalım! Yeni başlayanlar için belki sınırsız kullanım doğru olmayabilir. O zaman 10 turluk olanı alabilirsin. Bu seçenek hafta içi 40 TL, hafta sonu 45 TL, sınırsız olan ise hafta içi 55 TL, hafta sonu 80 TL. Biz sınırsızı seçtik ama telesiyeji en fazla 15 kere kullanmışızdır.
3 tane tepe bulunuyor. Sağdan sola Karlıktepe, Kartepe ve Geyik Alanı. Bu tepelerin tam karşısında en altta otel yer alıyor. Otelin önünden aşağıya inen pist en kolay pist. 18 tane pist bulunuyor. Biz sadece otelin önündeki ve Geyik Alanı'ndan aşağı inen pisti kullandık. Çok heyecanlı oldu, bu nedenle biraz daha kendine güvenince oradan inmeye karar verirsen daha iyi olur derim ben. ;) Biz indik, düşmedik de ama otelin pistinden bir derece daha zor. Düştüğünde de bir şey olmuyor zaten ama o kayakları tekrar giymek yok mu! Aklında olsun, düştüğün zaman kayak ayağından çıkıyor. Tekrar giyemiyorsan hemen kiraladım da ondan mı oldu diye düşünme! Topuğunun altındaki, kayaktaki karları temizle. ;)
Kahramanlarımız Geyik Alanı'na çıkıyor.. ;)
Yemek:
Kaydığın zaman kurt gibi acıkıyorsun. Biz de telesiyejlerin oradaki dağ evine gittik. Harika kokusuyla bu kavurma bizi karşıladı.
Biz sucuk ekmek yedik ve 3 bira içtik. Yaklaşık 50 TL hesap ödedik. Aldığımız keyfin sözlerle karşılığı yok. Şöyle bir ortam ve manzara vardı.;
Dönüş:
Akşam 16:30'da pistler kapanıyor. Zaten saat 16:00 gibi pistlerde kayanlar epeyce azalıyor. Dönmeden vakit kalırsa tepelerden birinde telesiyejle çıkıp Sapanca gölü manzarasıyla bir çay içersin belki.
İşte Geyik Alanı'ndan bir manzara... (Ama önceki gelişimizden.)
11:00-15.00 arası 4 saat kaymak yetiyor da artıyor bile. Bir de Kartepe'den inişte mola verebilirsin eğer pestilin çıkmadıysa. O zaman sen kuru kuru çay içerken dışarıda mangal yapanları görünce için gitmesin. Mangalını da getir o zaman. :) Biz bir sonraki sefere kesin yapacağız. Dönüş yolunda acayip yorulmuş oluyorsun, iki şoför gitmekte fayda var.
Maliyet Hesabı (2 kişi üzerinden):
Ortalama Yol: Arabayla da tur ile de yaklaşık 70-80 TL
Kayak: 50 TL
Kıyafet: 40 TL
Pist Kullanımı: 160 TL (20 şer Lira da kartlar için depozito alıyorlar ama çıkarken geri alıyorsun)
Yemek: 50 TL
Toplam yaklaşık: 380 - 400 TL
Ama bu maliyetleri düşürmek elinizde. 4 kişi olsanız araba full olsa, kayak kıyafeti yerine kendi kıyafetlerinizi kullansanız, evden de yiyecek bir şeyler hazırlasanız ve 10 kullanımlı skipassı seçseniz kişi başı 90 - 100 TL'ye kayak keyfi yapabilirsiniz. 100 TL neye vermiyorsun ki? Benden bu kadar.
Bu yazımdan ilham alarak kayağa gidip de yorum yazmayan ıslak terliğe bassın. :)
Aylardan Aralık, günlerden Cumartesi ise bir daha düşün derim! Bir yandan da yılbaşına özel süslemeleri, etkinlikleri görmek istersen de otopark ve trafik çilesini çekeceksin artık.. :)
Nitekim biz bugün yarım saatte otoparktan içeri ancak girebildik, oraya varabilmek için trafikte geçirdiğimiz süre de cabası. Yine de seviyorum ben burayı ;)