Ataşehir köpek barınağı demek daha doğru olur. Allahım bu kadar köpeği bir arada hiç görmemiştim. Belki de 200 tane vardı. Barınağa daha önce de gitmiştim ama nedense aklımda daha farklı, kapalı bir alan olarak kalmış. Sanki zavallı köpekler suların içinde yaşamıyormuş, sıcacık bir yerdelermiş gibi kalmış. Oysa ben sadece tedavi edilen bölümü gezip çıkmışım. :(
Aslında böyle bir yermiş..
Bizi bu arkadaş karşıladı. :)
Barınak ziyareti psikolojik olarak güçlü bir şekilde yapılacak bir şey bence. Çok değişik duygular yaşıyorsun. Çaresizlik, ümit, sevgi, üzüntü, koruma, yalnızlık.. Pek çok duygu dolup taşıyor içine. Yine de oradan ayrılırken küçük de olsa bir şey yapmak mutlu ediyor insanı.
Nasıl da mutlu :)
Neler yapabilirsiniz?
Bireysel olarak yapabilecekleriniz Ataşehir Barınağı için burada var; Kadıköy'ün Köpekleri
Ayrıca size en yakın barınağa evdeki birikmiş gazeteleri bırakmanız, bir paket mama götürmeniz hiç de zor değil. Biz ilk ziyaretimiz için evdeki gazeteleri götürmekle başladık. Gittiğimizde bir gördük ki yalnız değiliz, ellerinden geleni yapmak için bir çok insan gelmiş. Cumartesi günü tam da öğle tatilinde gitmişiz. Sadece gönüllü bir bayan vardı. Çok sertti, soru sormaya korktum ama bir yandan da hak verdim. Kim bilir kaç kişiye laf anlatıyor. Bir yavruyu sahiplendiriyordu biz oradayken, çok sevindik. Keşke herkes barınaktaki yavrucukları alsa evine, hiç petshoplara gitmeseler de bu masumlar sıcak bir yuva bulsa.... Ama işi ticaret olmuş hayvan simsarlarına ceza vermedikten sonra bu iş böyle gidecek.
Sadece köpek yoktu elbet, bu kadar köpeğin içinde cesur 2-3 de kedi vardı. Onlar da neredeyse üzerime atlayacaklardı. Köpeklerin de tek derdi biraz olsun kendini sevdirmekti. Hepsi birbirinden şekerdi ama ben en çok bu ayağı kırık yavruyu sevdim. Hasta ve yavruların olduğu bölümdeydi. Neredeyse dışarı çıkacaktı kendini sevdirmek için. Aklım hala onda :(
Son Not: Sadece köpek gezdirmek için bile gidebilirsiniz. Bahçeden dışarı çıkamıyorsunuz ama bahçe içinde bile gezmeleri köpekleri çok mutlu ediyor. Bunun için yanınızda tasma götürmeniz gerekiyormuş. (Biz bilemedik)
Hey sen, evet sen... Hani kayak yapmayı öğrenecektin? Hani geliştirecektin?
Evet artık vakti geldi ve araştırma yapmana gerek kalmadan ihtiyacın olan tüm bilgiler bende. Hem de taze taze ;)
Bir kere önce ben kayak bilmiyorum, hoca falan tutmakla uğraşamam diye kendi kendine bahaneler üretmeyi bırak. Ben çok kısa, belki de 10 dk ders aldım, sadece nasıl durulacağını gösterdi. Zaten onu çözdün mü gerisi kolay. Videodaki kahramanımızın bu ikinci kez kayakla buluşması...
Ben de ilk başta hatırlamaya çalışıyorum sonra eskisinden de iyi kaymaya başlıyorum.
Bahaneleri bir kenara bıraktık mı?
Tamam şimdi hava durumunu kontrol ediyoruz, kar kalınlığını öğreniyoruz, oteli arıyoruz (Kartepe'nin tek oteli var zaten, Green Park Kartepe) yol durumu nasıl diye. Her şey süper!
Neden Kartepe?
Çünkü çok yakın. Günübirlik gidebileceğin başka bir kayak merkezi yok ey İstanbullu!
Yol:
Yol 1,5 saat sürüyor Maşukiye'ye kadar. Tepeye tırmanış da yarım saat.. Tabi benim gibi Arifiye-Sapanca ayrımını kaçırmazsan.. ;) İstersen kendi aracınla istersen buradaki turlarlaMaşukiye'ye geliyorsun. Buradan sonra tırmanış başlıyor. Yaklaşık 20 km tırmanıyorsun ama yol karla kaplı değil, temizlenmiş. Hava kötüyse eğer yolun hemen başlangıcında zincir satan yerler var. Panik yok! Yolun durumu:
Malzemeler:
Kayak için gerekli her şey Maşukiye'de bulunuyor. Kayak, kıyafet, gözlük, eldiven, kızak bile var... Kayak malzemeleri için Penguen Tepe en popüler yer. Facebook'tan da sürekli bilgi paylaşımı yapıyorlar, telefonla her türlü bilgiyi veriyorlar, son derece dost canlısı insanlar. Penguentepe Facebook SayfasıBiz gittiğimizde çok kalabalıktı, yan tarafındakiKartepe Kayak Kulübübomboştu. Ne gerek var beklemeye dedik her şeyimizi oradan aldık. Burada ikisi de görünüyor.
Kayak 25 TL, kıyafet her parça 10 TL. Yok ben başkasının giydiğini giymem derseniz benim gibi kar kıyafetinizi getireceksiniz. Ama kıyafetiniz de olmasa kayak yapamazsınız diye bir şey yok. Kot pantolon ve kazakla da kayanlar vardı. Nitekim ben de kar montumu evde unuttuğum için günlük montumla kaydım, hiç sorun olmadı. (Eldivene de gerek duymadım.) Kar için ayrı gözlüğe de gerek yok, güneş gözlüğüm gayet rahattı. Otelde ise kayak 40-70 arası kıyafet ise alt-üst 40 TL. Dolap kiralamak istersen 20 TL
Pistler:
Bir kere hafta sonu geliyorsan neredeyse hafta içine göre 2 katı. Başka şansımız yok ne yapalım! Yeni başlayanlar için belki sınırsız kullanım doğru olmayabilir. O zaman 10 turluk olanı alabilirsin. Bu seçenek hafta içi 40 TL, hafta sonu 45 TL, sınırsız olan ise hafta içi 55 TL, hafta sonu 80 TL. Biz sınırsızı seçtik ama telesiyeji en fazla 15 kere kullanmışızdır.
3 tane tepe bulunuyor. Sağdan sola Karlıktepe, Kartepe ve Geyik Alanı. Bu tepelerin tam karşısında en altta otel yer alıyor. Otelin önünden aşağıya inen pist en kolay pist. 18 tane pist bulunuyor. Biz sadece otelin önündeki ve Geyik Alanı'ndan aşağı inen pisti kullandık. Çok heyecanlı oldu, bu nedenle biraz daha kendine güvenince oradan inmeye karar verirsen daha iyi olur derim ben. ;) Biz indik, düşmedik de ama otelin pistinden bir derece daha zor. Düştüğünde de bir şey olmuyor zaten ama o kayakları tekrar giymek yok mu! Aklında olsun, düştüğün zaman kayak ayağından çıkıyor. Tekrar giyemiyorsan hemen kiraladım da ondan mı oldu diye düşünme! Topuğunun altındaki, kayaktaki karları temizle. ;)
Kahramanlarımız Geyik Alanı'na çıkıyor.. ;)
Yemek:
Kaydığın zaman kurt gibi acıkıyorsun. Biz de telesiyejlerin oradaki dağ evine gittik. Harika kokusuyla bu kavurma bizi karşıladı.
Biz sucuk ekmek yedik ve 3 bira içtik. Yaklaşık 50 TL hesap ödedik. Aldığımız keyfin sözlerle karşılığı yok. Şöyle bir ortam ve manzara vardı.;
Dönüş:
Akşam 16:30'da pistler kapanıyor. Zaten saat 16:00 gibi pistlerde kayanlar epeyce azalıyor. Dönmeden vakit kalırsa tepelerden birinde telesiyejle çıkıp Sapanca gölü manzarasıyla bir çay içersin belki.
İşte Geyik Alanı'ndan bir manzara... (Ama önceki gelişimizden.)
11:00-15.00 arası 4 saat kaymak yetiyor da artıyor bile. Bir de Kartepe'den inişte mola verebilirsin eğer pestilin çıkmadıysa. O zaman sen kuru kuru çay içerken dışarıda mangal yapanları görünce için gitmesin. Mangalını da getir o zaman. :) Biz bir sonraki sefere kesin yapacağız. Dönüş yolunda acayip yorulmuş oluyorsun, iki şoför gitmekte fayda var.
Maliyet Hesabı (2 kişi üzerinden):
Ortalama Yol: Arabayla da tur ile de yaklaşık 70-80 TL
Kayak: 50 TL
Kıyafet: 40 TL
Pist Kullanımı: 160 TL (20 şer Lira da kartlar için depozito alıyorlar ama çıkarken geri alıyorsun)
Yemek: 50 TL
Toplam yaklaşık: 380 - 400 TL
Ama bu maliyetleri düşürmek elinizde. 4 kişi olsanız araba full olsa, kayak kıyafeti yerine kendi kıyafetlerinizi kullansanız, evden de yiyecek bir şeyler hazırlasanız ve 10 kullanımlı skipassı seçseniz kişi başı 90 - 100 TL'ye kayak keyfi yapabilirsiniz. 100 TL neye vermiyorsun ki? Benden bu kadar.
Bu yazımdan ilham alarak kayağa gidip de yorum yazmayan ıslak terliğe bassın. :)
Aylardan Aralık, günlerden Cumartesi ise bir daha düşün derim! Bir yandan da yılbaşına özel süslemeleri, etkinlikleri görmek istersen de otopark ve trafik çilesini çekeceksin artık.. :)
Nitekim biz bugün yarım saatte otoparktan içeri ancak girebildik, oraya varabilmek için trafikte geçirdiğimiz süre de cabası. Yine de seviyorum ben burayı ;)
Yediğim en lezzetli kebap değildi ama gördüğüm en ince insanlardı... Etler benim damak zevkime göre fazla yağlıydı. Ancak bugün size bir restoranda başıma gelen en ilginç olayı anlatmak istiyorum. Gaziantepli Halil Usta'yı Vedat Milör'den duymuştum yanılmıyorsam. Duymasam da, birine sorsam Gaziantep'te bir İmam Çağdaş bir de Halil Usta ilk akla gelen isimler. Halil Usta'ya beni muhteşem taksi şöförümüz, kapanmasına yarım saat kala yetiştirdi. Bu arada arayıp tam kapanma saatinde gelirsem beni alıp almayacaklarını sordum. Buyurun gelin dediler. Gaziantep'in içlerinde bu salaş yeri ilk gördüğümde daha önce duymamış olsam hayatta gelmeyeceğimi düşündüm.
Evet zamanında yetiştim ve kuruldum bir köşeye. Oraya gelmiş pek çok kişinin fotoğrafları vardı. Siparişimi verdim, tabii ki küşleme yedim. Bakır tasta ayran da süperdi.
Neyse iç yağı falan bir kenara karnımı doyurmanın ve bir ünlü yerin daha keşfinden duyduğum mutlulukla kasaya geldim. Misafirimizsiniz deyip benden para almadılar. Almadıkları gibi bir de taksi çağırdılar, yetmedi taksinin parasını ödediler. Beni o kadar mahçup etti ki Halil Usta! Bunu söylediğimde "Siz kalkıp bizi bulmak için uğraşmışsınız, sizden para almamız doğru olmaz." demesin mi! İstanbul'da hayatta bulamayacağımız bu konukseverlik için çok teşekkürler.
Cumhuriyet Meyhanesi yıllara meydan okuyan mimarisi ve hoş sohbetin adresi olarak karşımıza çıkıyor.
Atatürk'ün gittiği meyhane olarak adını duymayan kalmadı ama son zamanlardaki fasıl eğlencesi ile eminim ki Atatürk'ün bildiği Cumhuriyet'ten epeyce farklı. Fasıl 21:00'de başlıyor ve 12:00-12:30'a kadar sürüyor.
Kişi başı 70 TL'ye fiks menüleri var. Bence Cumhuriyet Meyhanesi adının vermiş olduğu rahatlığın arkasına sığınan bir mekan. Aslında benim bir mekandan beklediğim ne kadar ünlü olursa olsun hizmetten ve kaliteden ödün vermemesidir. Mezeler beklentiyi karşılıyor ama aşmıyor..
Müzik derseniz, çok hareketli eğlenceli saatler sizi bekliyor diyebilirim. Kıyaslamak gerekirse Anadolu Yakası'ndaki Ziyade Fasıl çok daha başarılı. Ama ben sigara yasağı falan çekemem, sigaramdan taviz vermem diyorsanız ben bu kadar rahat sigara içilebilen bir mekan daha görmedim.
Edirne Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentliğini yapmış, tarihe şahit olmuş bir şehir. Bu yüzden gidip görülebilecek bir yer. Tarihin kokusunu alabileceğiniz, ciğer ve köfte ile damağınızı şenlendirebileceğiniz, Meriç kenarında kahve içip Mimarsinan'ın şaheserlerinden Selimiye'yi de görüp İstanbul'a dönebileceğiniz bir uzaklıkta. Günübirlik ziyaret yeterli olur bence ama kalmak isterseniz de güzel oteller var. Bu otellerden bence en güzeli Şimşek Otel. Biraz şehrin dışında yer alıyor ama temiz, ferah. Şehir merkezinde de yıllardan beri hizmet vermekte olan Efe Otel seçenek olabilir, alt katında Old English Pub tarzı bir bölümü var. Her iki otelin de gecelik kişi başı fiyatı 70-80 TL civarı. Bence fazla ama yapacak bir şey yok ne yazık ki..
Ulaşım:
İstanbul-Edirne arası Mahmutbey gişelerden 223 kilometre. Edirne'ye kendi aracınızla gelmek isterseniz 2 - 2,5 saatte, Edirne'ye gelen otobüs firmalarından birini seçerseniz de Anadolu Yakası'ndan 3 - 3,5 saatte gelebilirsiniz. Şu anda Nilüfer Turizm'in kampanyası var İstanbul-Edirne 10 TL. Kampanya olmasa da ücretler 15 - 20 TL arasında.
Yemek:
Köfte ve ciğer Edirne'nin öne çıkan tatları. Ünü Edirne'yi aşmış Ciğerci Aydın ve Köfteci Osman gerçekten işlerini güzel yapan yerlerden. Ama ciğeri ve köfteyi en az onlar kadar güzel yapan pek çok yer var. Çoğu zaman Ciğerci Aydın'da kapıda sıra oluyor, beklemem derseniz de benzer yerler çok. Köfteci Osman'da sıra yok ve gerçekten tadılması gereken bir lezzet. Ben bu kadar güzel bir köfte hiç yemedim. Biraz yağlı olmakla beraber alıp evinize götürmek isteyeceksiniz. İsterseniz çiğ olarak ta satın alabiliyorsunuz.
Edirne'nin meşhur Kavala Kurabiyesi mutlaka Keçecizade'den alınmalı bence, ne farkı var derseniz malzemeleri daha taze ve güzel.
Edirne'nin peynirinin ünlü olduğunu bilmiyorum ama Nurlu diye bir yer var 1 dk boş durmadan satış yapıyor. Bana da peynir sipariş edenler oluyor. Nurlu peynirleri Edirne'nin tafiğe kapalı olan o mecbur caddesinde. (görmemek mümkün değil)
Cafeler & Çay bahçeleri:
Meriç ve Tunca Nehirlerinin kenarında birçok çaybahçesi,cafe ve restaurant bulunuyor.Belediyenin çay bahçesi en güzel konuma sahip.
Resimde görünen o çay bahçesi..
Bu da manzarası,önünüzden Meriç akıp giderken ruhunuz dinleniyor.
Selimiye Camii:
2. Selim'in Mimar Sinan'a yaptırdığı ve Mimar Sinan'ın 80 yaşında yaptığı Selimiye Camii Mimar Sinan'ın ustalık eserim dediği ve Osmanlı Mimarisinin başyapıtlarından biridir.
Meditrina ismini Romalıların şarap, sağlık ve uzun ömür tanrıçasından alıyor. Ortaköy’ün nefes kesen manzarası, sağlıklı ve lezzetli yemekleri ve şaraplarıyla ünlü İtalyan Restoranı Meditrina'da özel lezzetler mevcut.
Çok çeşitli bir şarap menüsü olan Meditrina'da wine-bar’dan İtalyan, Türk ve dünyaca ünlü şaraplar tadılabiliyor ve kaliteli bir çok yabancı şarabı kadehle alınabiliyor.
Muhteşem manzarasıyla, sağ duvarını kaplayan aynalarla derinleştirilmiş mekanda özel gecelerin kutlanması için ideal loş ve şık bir ambiyans oluşturulmuş. Bu sayede her yerden köprü manzarası görülebiliyor. Bir tarafta Ortaköy Camii bir tarafta da Sarayburnu manzarasını görebilmek mümkün . Genellikle İtalyan restoranlarında çok pişmiş isteseniz de etler bu şekilde gelmez. Meditrina bu uyarıyı dikkate almıştı tam istediğimiz gibi pişmişti. Makarna, pizza ve İtalya'ya özgü lezzetler şık bir sunumla sizleri bekliyor..